Gazze..
Sokak. Oyun.. Gülümseme... Çocuk.... Korku...... Kaçış........ Ölüm............. Yetim.......................
Gözlerinde hiç bir anlamın, umudun kalmadığı yaraya doymuş onca çocuk yüreği.Acı bir zincir olmuş kenetlenmiş Gazze'de, yaşamak ölüme beş kaladan başka bir şey değil.
Utanmadan izliyoruz, belki çaresiz belki yetersiz belki mazeretli belki mazeretsiz lakin izliyoruz, kör olmuş göz, sağır olmuş yüreklerle, işlevsiz bir insanlıkla.
Sormayın artık çünkü bu Ramazan Gazze'de ölen her bir çocukla bozuluyor orucumuz ve biz bu Ramazan Mümin olamıyoruz.
Bir tarafta anasının cansız bedenine sarılmış 2-3 yaşında evlatlar, diğer yanda evladını üç kuruşu bile insanlık etmeyen kurşunlardan sakınmaya çalışan babalar.Belki dayanmıyor yüreğimiz hemen sayfayı çeviriyoruz, geçmiş gitmiş gibi o çocuk orada hiç olmamış gibi. Kolayımıza geliyor çünkü öncelikli nazlarımız öncelikli keyiflerimiz var.
İftarları bekliyoruz, sıcaktan şikayet ediyor, sofralar donatıyor, İman ettiğimizi sanıyoruz tam da o sırada orada bir çocuk daha ölüyor hem de bir zalimin kurşunuyla. Duymuyoruz..
Kafe kafe gezmelere, 4sqr de yer bildirimlerine, yediğimizi içtiğimizi fotoğraflamaya, profil pozu verip nispet olsun diye instagramda yayınlamalara kafa yorarken tam da o sırada bir çocuk annesini kaybediyor, yuvasını, geleceğini. Görmüyoruz..
Gün tüm yorgunluğunu biriktirdi ya sıcacık yatağa koşuyoruz hemen saçma sapan hayaller, sosyal medyadan atılmaya çalışılan kime ulaştığı belli olmayan gereksiz triplerle tamamlıyoruz geceyi tam da o sırada gecenin karanlığının korkuttuğu bir çocuk sığınmış bekliyor bir kaldırımın köşesinde. Anlamıyoruz..
Sahura mırın kırınla, uykuya doymadan kalkıyoruz tam da o sırada anasına doymamış çocukların kırgınlığı dolmuşken semaya. Hissetmiyoruz..
Sabahın rutinliğinden şikayet ediyoruz her şey çok normal ya rahatsız oluyoruz çünkü tam da o sırada aniden bir bomba düşmüyor ocağımıza. Düşünmüyoruz..
İnsan doğuyoruz da insan kalamıyoruz işte. Sebepler bulmada üzerimize yok, her şey de ayaklanabiliyoruz da mazlumun yanında durmaya gelince uzaktan kumandayı tercih ediyoruz.
İftarını ölümle açan din kardeşimize sahip çıkamıyoruz ya hala Müslüman olduğumuzla gururlanabiliyoruz. Bir Baba ölüyor susuyoruz, bir Ana ölüyor susuyoruz, bir Çocuk ölüyor susuyoruz, bir Bebek ölüyor ve biz yine susmayı becerebiliyoruz. Biz Gazze’ye sahip çıkamıyoruz ya Hz. Muhammed’in (SAV) mahşerde bizlere sahip çıkmasını umut edebiliyoruz?
Çare Allah’tan vesile insandandır. Her bir susuşumuz vebale ortak etti bir kere, o insansı hiçbir mazeret kurtaramaz artık bu lekeden vicdanları..
Al işte Dünya Al Sana Katliam !! Ölen Müslüman diye mi susuyorsun !!
Nerede kaldı Modernizmin, Batılılığın, O Çok Yönlü Bakış Açın, Yaşama Hakkına Saygın (!)
Azrail'i beklemek Celladını beklemeye benzemeyecek
Ölüm zalime Cehennemle gelecek
Zulmün de sonu gelir fakat Cehennemin sonu yok işte
Necip Fazıl'ın da dediği gibi
"Yıkılasın israil, enkazını göreyim...
Sana 'ülke' diyenin yüzüne tüküreyim..."