30 Ekim 2014 Perşembe

29 Ekim Şehidinin Amacına Sahip Çıkma Günü

Bu ülkede bu vatanın, bu toprakların, bu bayrağın evlatları neden şehit olur, neden korkusuzca siper ederler kendilerini o kurşunlara bilir misiniz?
Bu topraklarda 29 Ekimler kutlanabilsin diye, ezan sesleri kesilmesin, Türk nefesi eksilmesin, Ay-Yıldız dalgalansın diye..
Emin olun; bedeni toprağın altında lakin ruhu arşın da üzerinde olan o aziz evlatları mutlu edecek, büyük bir gururla izlerken "Değmiş demek ki Rabbim, şükürler olsun. Kanım bu topraklara helal olsun." demelerini nasip kılacak tek şey 29 Ekimin hakkını vererek gururla kutlamak olacaktır. O, bu uğurda can verdi, unutma!
Şu gün şu saatte tüm şehitlerimizden helallik istiyorsak, Şehitlerimizin uğruna can verdikleri amaçlarına sahip çıktığımızı, Onları ihya ederek göstermemiz gerekmektedir.
Şehitlerimizin gözlerinin arkada kalmadığını, tüm kahpeliklere rağmen Türk Milletinin asla yıpratılamayacağını göstereceğin en coşkulu gündür. Bir olma, millet olma, yeniden doğma günüdür.
Unutma, bu bayrak boşuna almadı bu rengi, bu bayrak 91 yıldır boşuna dalgalanmadı. 29 Ekim sadece Cumhuriyet değil Şehidinin kanına, amacına sahip çıktığını gösterme günüdür. Ey Türk Halkı, Şehidine bunu borçlusun, 29 Ekim bu borcu ödeme günüdür..
274butopraklar

Şehit Anası Gazidir

Daha bu sabah bir asker daha gönderdi bir ana.. Üst sokağımızdan gelen davul zurna sesleriyle açmıştık halbuki gözlerimizi sabaha. Sırtlarına Türk bayrakları sarmış birçok genç, bu vazifenin asli kahramanlarıyla dolu koca bir kalabalık müthiş bir heyecan vardı o sokakta. Daha bu sabah penceremden izlerken düşünmüştüm; bir ana ne hisseder evladını bilinmeze yollarken diye, ne teselli eder onu ya da zaman kavramıyla nasıl başa çıkar o akıl. Ya geri gelmezse ihtimalleri, her an kötü bir haber için çalacak telefon korkusu ya da beklediği o sesten hiç gelmeyecek telefonların endişesi. Bu yüzden kadın ana olduğu için güçlü olmak zorunda başka hiç bir gerekçe yok, ne hırs ne azim ne de hedef..
Bir anaya evladın öldü nasıl denir? Gelmeyecek bir daha, dokunamayacaksın, koklayamayacaksın, sana bir daha "Anne" demeyecek nasıl denir? Elleri başında, bakışları kaybolmuş, ruhu aklı her şeyi toprağın altında kalan bir kalp nasıl atmaya devam eder? Vatan için kolu kanadı kırılan bir ana, canından can verdiğini o toprağa nasıl koyar? O can, kendinden bir parçayken toprağın altına bıraktığı kendi değil midir zaten? O kadar çok eksilmişken yaşamak gücüne gitmez mi? Evladının tadamadığı nefesi almaya devam etmek, yaşayamadığı hayatı salise salise yaşamak mümkün mü? En garibanı bayramlar değil midir artık, tat tuz kalır mı sanki artık aldığın o nefeste..
"Acıyı paylaşmak" ben bu klişeye kendimi bildim bileli inanmadım inanmam da.. İnsanoğlu senin için ağlarken bile kendinin yaşama ihtimalini düşünerek döker o gözyaşlarını. Matem kısmında herkes yanında olacaktır Acını Paylaşacaktır(!) sonra sonrası sadece senin çaresizliğin, senin kaybın, senin hasretin. Herkes kapısını çeker oturur. Öyle ya ateş düştüğü yeri yakar sonuçta. Bu yüzden evladını kaybeden bir anaya teselli diye bir şey yok.
Ey şehidim, sizin kanınız bu topraklara, bizim dualarımız da size emanet.. Sizler sıranızı savdınız hayattaki anlamınızı vefakar yürekleriniz kırılmaz cesaretlerinizle gösterdiniz, sıra bizlerde..
Rabbim anasına bu acıyı yaşatmak pahasına, vatan uğruna kanını bu topraklara emanet etmiş tüm şehitlerimizin tüm canlarımızın tüm gececik fidanlarımızın mekanını cennette en yüksek yerlerde eylesin.
cizre-den-aci-haber-1-polis-sehit

Biz Sokakta Çocuktuk

Kimimiz atkısını, kimimiz bisikletini, kimimiz bebeğini, arabasını, bilyelerini
Çocukluğu sokakta unuttuk çünkü biz sokakta çocuktuk..
10552473_684161048366530_260444696365334931_n
Biz hepimiz sokaktık bu yüzden de hepimiz çocuktuk
Öyle de güzel denmemiş miydi
Sokak çocuğu yoktu bizim için sokaklar çocuk doğurmazdı
Bizdik sokakları çocuk kılan
Hangi körebeye, hangi salçalı ekmeğe cevapsız kalmış ki bir sokak
Bu yüzden biz varken sokaklar güzel biz varken sokaklar masumdu
Şimdi sokaklar boş
Oyuncaklarsa anlamsız
Çocukluk desen dediğin gibi çocukluk..

Ölüm Rengi Sokaklarda Çocuk Olmak

Gazze..
Sokak. Oyun.. Gülümseme... Çocuk.... Korku...... Kaçış........ Ölüm............. Yetim.......................
Gözlerinde hiç bir anlamın, umudun kalmadığı yaraya doymuş onca çocuk yüreği.Acı bir zincir olmuş kenetlenmiş Gazze'de, yaşamak ölüme beş kaladan başka bir şey değil.
Utanmadan izliyoruz, belki çaresiz belki yetersiz belki mazeretli belki mazeretsiz lakin izliyoruz, kör olmuş göz, sağır olmuş yüreklerle, işlevsiz bir insanlıkla.
Sormayın artık çünkü bu Ramazan Gazze'de ölen her bir çocukla bozuluyor orucumuz ve biz bu Ramazan Mümin olamıyoruz.
Bir tarafta anasının cansız bedenine sarılmış 2-3 yaşında evlatlar, diğer yanda evladını üç kuruşu bile insanlık etmeyen kurşunlardan sakınmaya çalışan babalar.Belki dayanmıyor yüreğimiz hemen sayfayı çeviriyoruz, geçmiş gitmiş gibi o çocuk orada hiç olmamış gibi. Kolayımıza geliyor çünkü öncelikli nazlarımız öncelikli keyiflerimiz var.
İftarları bekliyoruz, sıcaktan şikayet ediyor, sofralar donatıyor, İman ettiğimizi sanıyoruz tam da o sırada orada bir çocuk daha ölüyor hem de bir zalimin kurşunuyla. Duymuyoruz..
Kafe kafe gezmelere, 4sqr de yer bildirimlerine, yediğimizi içtiğimizi fotoğraflamaya, profil pozu verip nispet olsun diye instagramda yayınlamalara kafa yorarken tam da o sırada bir çocuk annesini kaybediyor, yuvasını, geleceğini. Görmüyoruz..
Gün tüm yorgunluğunu biriktirdi ya sıcacık yatağa koşuyoruz hemen saçma sapan hayaller, sosyal medyadan atılmaya çalışılan kime ulaştığı belli olmayan gereksiz triplerle tamamlıyoruz geceyi tam da o sırada gecenin karanlığının korkuttuğu bir çocuk sığınmış bekliyor bir kaldırımın köşesinde. Anlamıyoruz..
Sahura mırın kırınla, uykuya doymadan kalkıyoruz tam da o sırada anasına doymamış çocukların kırgınlığı dolmuşken semaya. Hissetmiyoruz..
Sabahın rutinliğinden şikayet ediyoruz her şey çok normal ya rahatsız oluyoruz çünkü tam da o sırada aniden bir bomba düşmüyor ocağımıza. Düşünmüyoruz..
İnsan doğuyoruz da insan kalamıyoruz işte. Sebepler bulmada üzerimize yok, her şey de ayaklanabiliyoruz da mazlumun yanında durmaya gelince uzaktan kumandayı tercih ediyoruz.
İftarını ölümle açan din kardeşimize sahip çıkamıyoruz ya hala Müslüman olduğumuzla gururlanabiliyoruz. Bir Baba ölüyor susuyoruz, bir Ana ölüyor susuyoruz, bir Çocuk ölüyor susuyoruz, bir Bebek ölüyor ve biz yine susmayı becerebiliyoruz. Biz Gazze’ye sahip çıkamıyoruz ya Hz. Muhammed’in (SAV) mahşerde bizlere sahip çıkmasını umut edebiliyoruz?
Çare Allah’tan vesile insandandır. Her bir susuşumuz vebale ortak etti bir kere, o insansı hiçbir mazeret kurtaramaz artık bu lekeden vicdanları..
Al işte Dünya Al Sana Katliam !! Ölen Müslüman diye mi susuyorsun !!
Nerede kaldı Modernizmin, Batılılığın, O Çok Yönlü Bakış Açın, Yaşama Hakkına Saygın (!)
Azrail'i beklemek Celladını beklemeye benzemeyecek
Ölüm zalime Cehennemle gelecek
Zulmün de sonu gelir fakat Cehennemin sonu yok işte
Necip Fazıl'ın da dediği gibi
"Yıkılasın israil, enkazını göreyim...
Sana 'ülke' diyenin yüzüne tüküreyim..."