Ne güzel bir akşam, balkonumuzdayım tüm sessiz gece için senin için, ıımmm dur bir dakika bu koku, kokun geldi nergis kokusu, senin kokun, bilirsin komşunun nergisler her zamanki gibi yine gecenin rüzgarıyla oynaşıyor anlaşılan, aşk kokusu senin kokun... Iımm yine geldi, içten içe ben burdayım der gibi. Yine güleceksin biliyorum ama bildiğin ve hep tarif ettiğin gibi gülümsüyorum şu an üst dudağım hafif gergin başım yana eğik saçlarım mı onlar hep istediğin şekilde, özgür nergis çiçeklerini kıskandırmaya niyetli...
Şarkı çok şey hatırlatıyor duyuyor musun, ne kadar çok şey...
Gözlerimi kapatıyorum hatıralar için, bazen onaylarmışcasına başımı sallıyorum farkına varınca ben bile gülüyorum bu halime kokun geldi mi birden derin bir içe çekiş ve yine en sevdiğin gülümseme gözlerimde...
Anlayacağın ben, yokluğunda da varlığını yaşıyorum... Sen bir kere iz bıraktın ya hayatımda bundan sonrasını ödül gibi yaşıyorum...
16 Aralık 2011 Cuma
8 Kasım 2011 Salı
Aşk Kapıda
uslu bir çocuk gibi bekliyor aşk kapında ama unutma yaramazdır her çocuk kucağına aldığında...
29 Ekim 2011 Cumartesi
Sadece Bir Masal
mercan maviliğinde bir hayat
deniz kokusunda saklı tüm hikaye
sabahın en güzel serinliğinde
rüzgarın oynaştığı dalgalarımla
kayalara vuran bir denizdim ben sadece...
kayalar serttir soğuktur ya
tıpkı vurdumduymaz insafsız insan misali
ve her kaya dibine çeker ya hayatları
çekileceğimi bile bile o sabahlara doğdum ben...
Toprak Bağı
Bir toprağa ait oluyormuş insan, daha iyi anladım bunu bugün. Nereye gidersen git, ne kadar uzak yerlere kurarsan kur hayallerini, çok başka yerlerde olsa da planların ait olduğun toprakta nefes aldığın gibi hissedemiyorsun hiçbir zaman. Olmuyor işte… Belki tarifi bile olmuyor. Nasıl olur diye düşünmeden kabullendiğin bir şeydir bu sadece hissettiğin, Aşk gibi bir şey… Sorgusuz sualsiz belki de bilmediğin için sebepsiz bir bağ ama hep, en derinlere de gömmüş olsan sana varlığını hissettirmekten vazgeçmeyecek olan…
Toprak asla silemeyeceği bir bağ kuruyormuş meğer insana, nefesi, geçmişi ve nerede olacaksa olsun geleceğinde olan bir bağ… Ben bunu bu sonbahar günü çok daha iyi anladım…
12 Ekim 2011 Çarşamba
Sakın Bana Aşık Olma
Sakın bana aşık olma Ey Hayat;
Bağlanma sakın, vazgeçmen kolay olmalı benden, bensiz olabilmeyi de düşünebilmelisin, yokluğumun ihtimalleri hep cebinde olsun ve sen sen ol sakın bana aşık olma. Bir gün seni bırakıp gideceğim çünkü tereddütsüz, arkama bile bakmadan belki de... Aldatılmak, acı çekmek ve mahvolmak ister misin? Öyleyse sakın bana aşık olma çünkü bir gün seni başka bir hayat için terk edeceğim... Ve ben, aşkının vebaliyle gidebilecek biri değilim.
Bağlanma sakın, vazgeçmen kolay olmalı benden, bensiz olabilmeyi de düşünebilmelisin, yokluğumun ihtimalleri hep cebinde olsun ve sen sen ol sakın bana aşık olma. Bir gün seni bırakıp gideceğim çünkü tereddütsüz, arkama bile bakmadan belki de... Aldatılmak, acı çekmek ve mahvolmak ister misin? Öyleyse sakın bana aşık olma çünkü bir gün seni başka bir hayat için terk edeceğim... Ve ben, aşkının vebaliyle gidebilecek biri değilim.
3 Ekim 2011 Pazartesi
"Bir Daha Asla Dokunamayacağım Yerde Kaldı Düşlerim"
akşamın geceye selam verdiği, sokak lambalarınınsa gizleri mazide kalmış sessiz hikayelere gebe kaldığı saatler...
hep aynı saatte sokağın geçmişi olarak bilinen çeşmenin kenarındaki kurulukta otururdu yılların yıpratamadığı sabırla, o gece de diğerleri gibiydi aslında dışarıdan bakıldığında...
telaşla yanından geçerken o gecenin diğerlerinden farklı olduğunu hissetti İnsan, durdu ve düşündü "farklı mıydı?" yılların hep aynı sessizliği o gece farklı mıydı... hep uzaktan baktığı bu durum şimdi neden farklı olabilirdi ki...
beklememeyi düşündü önce her zamanki gibi, beklememesi gerektiğini... ama hep gereklilikler için yaşamamış mıydı neden şimdi neden bu kez gereklilikten öteye bir istek belirmişti ki, arzulanıvermişti zihninde...
ve bekledi, onca zaman sonra ilk kez o kuruluğa oturmuş duygularını dinlemeye karar verdi... ama bu kez yıllardır dinlemediği duyguları kalktı ayağa ve giderken ona, onsuz kaldığı yıllardan geriye tek bir cümle bıraktı "Bir Daha Asla Dokunamayacağın Yerde Kaldı Düşlerin Ben Her Gece Bekledim Sense Hiç Gelmedin"....
gitmişti... tükenmeyeceğini düşündüğü sabırla onu beklemeyi kendine meşgale etmiş duyguları çekip gitmişti... düşündü insan, peki yıllardır neden beklemişti... bu kez içindeki küçük bir kıymıktı ona cevap veren "her bekleyen beklediğine kavuşmak için değil kimisi sadece gidebilmek için bekler"...
hep aynı saatte sokağın geçmişi olarak bilinen çeşmenin kenarındaki kurulukta otururdu yılların yıpratamadığı sabırla, o gece de diğerleri gibiydi aslında dışarıdan bakıldığında...
telaşla yanından geçerken o gecenin diğerlerinden farklı olduğunu hissetti İnsan, durdu ve düşündü "farklı mıydı?" yılların hep aynı sessizliği o gece farklı mıydı... hep uzaktan baktığı bu durum şimdi neden farklı olabilirdi ki...
beklememeyi düşündü önce her zamanki gibi, beklememesi gerektiğini... ama hep gereklilikler için yaşamamış mıydı neden şimdi neden bu kez gereklilikten öteye bir istek belirmişti ki, arzulanıvermişti zihninde...
ve bekledi, onca zaman sonra ilk kez o kuruluğa oturmuş duygularını dinlemeye karar verdi... ama bu kez yıllardır dinlemediği duyguları kalktı ayağa ve giderken ona, onsuz kaldığı yıllardan geriye tek bir cümle bıraktı "Bir Daha Asla Dokunamayacağın Yerde Kaldı Düşlerin Ben Her Gece Bekledim Sense Hiç Gelmedin"....
gitmişti... tükenmeyeceğini düşündüğü sabırla onu beklemeyi kendine meşgale etmiş duyguları çekip gitmişti... düşündü insan, peki yıllardır neden beklemişti... bu kez içindeki küçük bir kıymıktı ona cevap veren "her bekleyen beklediğine kavuşmak için değil kimisi sadece gidebilmek için bekler"...
2 Ekim 2011 Pazar
Antibiyotik
üşüttüğüm ve şifayı kaptığım zamanlarda bana en iyi gelen şey, uzun yıllardır:) sanırım bu bir çeşit antibiyotik:)
1 Ekim 2011 Cumartesi
Yargılamak
işleri sadece yargılamak olan insanlar... ne kadar da kolay yapabiliyorsunuz bunu... çok mu yeteneklisiniz o kadar çabuk mu koyabiliyorsunuz kendinizi o yargıladıklarınızın yerine de bu denli kesin sonuçlara varabiliyorsunuz bu kısacık sürelerde... bu kadar basit mi bu...
sebepleri bilinmeden infaza kaldırılan onca şey mi basit kılıyor hayatı kimileri için... yargılamak ne zaman kolay bilindi o vakit mi kaybetti bu hayat değerini, bu sebeple mi an'lar değersizleşti, düşünmek yerini sadece gergin sözcüklere, anlamaksa boşvermelere bıraktı... yargılamak için yaşayanların hicranları, olmak istedikleri gibi bir varlığa sahip olamadıklarından mıdır, kendileri olamadıkları için de başkalarının da olmasını istemediklerinden midir? yoksa yargılarken, hiç bir zaman kazanamadıklarını başkalarına da kaybettirdiklerini mi hisseder bu insanlar... ben bunca sonuç içerisinde sizi kesin hükümlerle yargılayamazken siz nasıl olur da bu hakkı bulabilirsiniz kendinizde üstelik sadece sahip olduğunuz o bencillikle...
sebepleri bilinmeden infaza kaldırılan onca şey mi basit kılıyor hayatı kimileri için... yargılamak ne zaman kolay bilindi o vakit mi kaybetti bu hayat değerini, bu sebeple mi an'lar değersizleşti, düşünmek yerini sadece gergin sözcüklere, anlamaksa boşvermelere bıraktı... yargılamak için yaşayanların hicranları, olmak istedikleri gibi bir varlığa sahip olamadıklarından mıdır, kendileri olamadıkları için de başkalarının da olmasını istemediklerinden midir? yoksa yargılarken, hiç bir zaman kazanamadıklarını başkalarına da kaybettirdiklerini mi hisseder bu insanlar... ben bunca sonuç içerisinde sizi kesin hükümlerle yargılayamazken siz nasıl olur da bu hakkı bulabilirsiniz kendinizde üstelik sadece sahip olduğunuz o bencillikle...
31 Ağustos 2011 Çarşamba
Bayram
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan.Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık. Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
Can DÜNDAR
Can DÜNDAR
Hayırlısı Olsun Her Şey Bitmiştir Artık:)
şans denilen şey bir kereye mahsustur, aşk gibi... ikincisi olmaz... daha büyük hataların sebebidir ikinci bir şans... ve ikinci şansı istemeye yüzü olmamalı bir insanın tıpkı....
16 Ağustos 2011 Salı
Enkazdan Doğan Çocuklar
Nerden başlanır bilmiyor ki insan... O da öyle değil midir zaten gecenin bir vakti hiç ummadığınız savunmasız olduğunuz saatler, aniden bir sallanma, yıllarınızın çocukluğunuzun geçtiği evdir size bu oyunu oynayan sanırsınız... Ne olduğunu anlayamazsınız ki deprem nedir bilmezsiniz çünkü o sadece ilköğretim masalarındaki derslerden yer altı hareketidir sizin için, kimya fizik gibi... Nedir nasıl olur nelere bedel olur bilmezsiniz ta ki çığlık atmanıza bile izin vermeden herkes başka başka odalarda uyurken güzel evinizin bir yandan sallanıp bir yandan da sizi korumaktan yoksun olmaya başlamasıyla... Hiç bir şey düşünemezsiniz çok şey düşünürsünüz ama hiç bir şey düşünemezsiniz aslında... Korkunun ne olduğunu işte o an gerçekten anlarsınız çünkü düşünmeden hissettiğinizi fark edersiniz... Saniyeliktir ya her şey son nefes gibi, üzerinize yıkılan duvarlar, yitip gideceğinizi bildiğiniz saniyeler bir insan ölümünü nasıl kabullenir cümlesine tasvip o anlar... Önce küçük bir duvar bacaklarınızın üzerine düşüverir tamam artık bitti diğeri de gelecek şimdi… Diğeri... Diğerleri... Ve artık susma zamanı bağırmak istese de insan sesizce tükettiği onca duygudan sonra takati ne kadardır ki… Bir çocuğun "anne anne!" diye çığlık atmaya çalışması bir annenin evladının yaşayıp yaşamadığı kokusu içinde kıvranması ve yitip gitmiş olan bir sürü can...
Şansı varsa ki bu nasıl bir şanssa, o enkazın altından çıkınca sanır mısınız ki her şey normale döndü... Beklediklerinizdedir sıra... Acı dolu gözlerle tutunarak o yıkık duvarların lanet köşelerine, birilerini arama çabası, sevdiğiniz birilerine ulaşma umudu... Seslene seslene tükettiğiniz o umut... Çıkan bir cesetse sonucunda tükenen umuttan daha fazlasıdır artık... Yaşadığınız o saniyeler bir ömre bedel, yapayalnız kalıp kime nasıl tutunacağınızı bilememek... Kaybettiklerinizin acısını yaşamak yaşamaya nasıl devam edeceğinizi düşünmek o saniyeleri asla unutamayacağınızı bilmek ve o enkazdan yeniden doğmak zorunda kalmak…
Deprem ne mi ifade eder aslında… İşte tam da bunları ifade eder insana, onu yaşadığın vakit ifadesi vardır sadece…
(not: Depremi Sakaryada yaşamış bir teyzenin anlattıklarından fazlasını gözlerinden okuyarak dile getirilmeye çalışılmıştır.)
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Yaşamın Ayak İzleri
bazen bir sabahın en güzel yanıdır "aşkınız", bazen bir gecenin en koyu tarafı... bazen en güzel şarkının tüm umutlarıdır "gelecek", bazen de en acı şarkıda tükenmişlik... bazen yeni başlangıçlara verdiğiniz bir karardır sadece "siz", bazen de bir türlü peşinizi bırakmayan geçmişinizdir "o"... bazen umutlara yüklediğiniz "huzurunuz", bazen de yaptığınız tek bir hatanın bedelidir "pişmanlığınız"...
sonuç mu: hayat bu işte; sen varsın o var geçmişten gelen bir yaşanmışlık geleceğe kapı açan umutlar, var da var... bazen huzur bazen pişmanlık bazen gülümseme bazen gözyaşı bazen mutluluk bazen can acısı bazen vurdumduymazlık bazen dalgınlık.. insan, hayat her şeye rağmen güzel diyemese de her daim, yaşadığı her şeyi kabullenmek varlığına olan borcu... ve belki de budur "her daim"in sırrı...
(not: onu dinlediğimde hikayesini yaşamışcasına hissettiğim değerli bir amcamızın hissettiklerine ithaf etmek istedim... aşkı başka bir güzel anlatan insanların dilinden dinlemek empatiye kolaylık sağlıyor aslında:)
bu seri halinde devam etmeyi planladığım bir yazı olduğu için devamının geleceğini düşünüyorum tabi yine de anlık sıkılmalarıma yenilmezsem:))
sonuç mu: hayat bu işte; sen varsın o var geçmişten gelen bir yaşanmışlık geleceğe kapı açan umutlar, var da var... bazen huzur bazen pişmanlık bazen gülümseme bazen gözyaşı bazen mutluluk bazen can acısı bazen vurdumduymazlık bazen dalgınlık.. insan, hayat her şeye rağmen güzel diyemese de her daim, yaşadığı her şeyi kabullenmek varlığına olan borcu... ve belki de budur "her daim"in sırrı...
(not: onu dinlediğimde hikayesini yaşamışcasına hissettiğim değerli bir amcamızın hissettiklerine ithaf etmek istedim... aşkı başka bir güzel anlatan insanların dilinden dinlemek empatiye kolaylık sağlıyor aslında:)
bu seri halinde devam etmeyi planladığım bir yazı olduğu için devamının geleceğini düşünüyorum tabi yine de anlık sıkılmalarıma yenilmezsem:))
5 Ağustos 2011 Cuma
Unutma
Çoğumuz akşam ezanını sabırsızlıkla bekliyoruz.. Kızıyoruz bütün gün çevremizdekilere belki de, "Sinirliyim kusura bakma" diyoruz ardından. Neden mi sadece imsaktan akşama kadar aç kaldığımız için... Neden mi çok fazla şımardığımız, istediğimizin elimizin altında yarım surat baktıklarımızın ise hemen arkamızda olduğuna güvenerek... Neden mi hiç aç kalmadığımız ve bunun nasıl bir şey olduğunu tahmin edemediğimiz ettiğimizi sandığımızda bile tahammül edemediğimiz için... Onlar aç, bizde açız diye düşünüyor belkide çoğu kişi ama unutulan bir şey var aslında siz az sonra doyup hatta bitiremeyeceğiniz bir değil birden fazla tabağın önünde beklerken açlığınızın biteceği saati onların artık hayal etmekten tükenmiş olan gözlerinin olduğunu... Onların çocuk sizinse kocaman adamlar olduğunuz halde aynı şeyle sınandığınızı... Unutuyorsun insanoğlu komşun açken senin tok olmanın mutluluk değil acı vermesi gerektiğini. Unuttun unutuyorsun ama gün gelecek unutulan olacaksın unutma...
30 Temmuz 2011 Cumartesi
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Etme...
Mevlana gecesinde Etme şiirine haddimizi bilerek bir kuple de bizden olsun istedik..
....
suya dokunduğun parmaklarla dokun gök kubbeye
saf ve temiz
ve yaklaş semaya
eğer bir anda bir vazgeçiş ise derinlerdeki
ETME
niyazından vazgeçme...
nihal ertaş
11/12/2010
Geçti mi Acaba
bir başka günlerdi... yaşaması zor hatırlandığında daha zor.. geçecek mi diyerek geçirmeye çalışılıp ama geçip gittiğine dair bir türlü bir iz bırakmayan, sürekli geçmekte olan bir zaman, geçip gidemeyen... "yaşamak gerekiyormuş" cümlesine sığınan hataların bedelidir bu zaman.
böyle zamanlar gerçekte asla geçmez,teselli umut yüklenmek istenen "geçecek" kelimesi olsa da sürekli dudaklarda aslında gerçekten asla geçmez... gerçekleşecek olan sadece şudur aslında "bir süre sonra alışmak" işte tam da bu yüzden artık eskisi gibi geçmesi beklenmez, sorular cevabını "meçhul" e bırakır.bu cevaba karşılıkta belli bir sığınak vardır "alışmak"...
peki ya benim için:
geçecek mi ya da geçti mi?
"meçhul" ama tek bidiğim artık benim de gerçekten "alıştığım"...
(05/12/2010)
(05/12/2010)
Tesis Planlama :)
neler sığdıracağından çok, her sığdırmak istediğine ne kadar yer vermen gerektiğine vereceğin karar daha önemli aslında (bkz:tesis planlama alan hesabı:)) çünkü eğer gün gelirde sığdırmak istediğini çıkaracak olursan o kareden, geri de bırakacağı boşluk senin için asıl problem... yoksa hayatlarımızdan gelip geçen çok... önemli olan her gelene ne kadar alan tahsis etmek:))
(08/05/2010)
(08/05/2010)
Balık Pazarı
Nerde mi olmak vardı şu anda?Sonbaharın tüm görüntüsünü vermiş olduğu
bir zamanda, salaş mekanların olduğu balıkçı pazarı hareketliliğinin tam
ortasında tanınmadık bir yerde...
(03/05/2011)
(03/05/2011)

Son Rüyam
büyüdüm mü ben anne büyüdüm mü dedim
büyüdün dedi bak vatan için gider oldun
gidiyor muyum anne dedim gidiyor muyum
gidiyorsun dedi milletin için gidiyorsun
özler miyim anne dedim özler miyim
özleyeceksin ama başın herkesten dik olacak dedi
peki dönecek miyim anne dedim dönecek miyim
işte o an o kararlı bakışları uçtu gitti gözlerinden
söyleyemedi sustu güzel anam ilk defa
tekrar soramadım
çünkü silah sesleriyle bölündü son rüyam...
Deniz Gözlü Kahramanım
Ona ilk aşık olduğum an kardeşimin doğumuyla zihnime ilk yerleştiği andı, bu koca adam çekingendi ürkekti küçücük bir bebek karşısında, şaşkındım ama o kadar mutluluk doluydu ki gözleri, zihnimin ilk algılamaya başlamasına rağmen hala unutamadığım bir mutluluktu o deniz gözlerde gördüğüm. Nasıl da dikkat etmiştim, ilk önce o küçücük bebeğin yanaklarına dokundu sonrasında kucağına alıp kokladı, parmaklarına dokundu tek tek onları öptü biliyordum benim doğumumda da en az o anki gibi mükemmeldi, belki de o yaşta o yüzden o kadar çok dikkat etmiştim. Yanıbaşındaydım yanıbaşımdaydı, elimi tutup bebeğin elini tutturmuştu, masumdum masumdular...Mutluydu bu koca adam çok mutluydu...
Babamın zihnimdeki ilk halleriydi bunlar ve benim de aşkımın başladığı tarih. Bir adamı gerçekten karşılık beklemeksizin ve fedakarca sevmek için ona hayran olmanız gerekir, ben babama hayranlıklarımla büyüdüm işte o yüzden de her gün her saat artan bir aşkla sevdim seviyorum...
Bir adamın cesur olabileceğini tahmin edebilirsiniz güçlü olabileceğini de ama bir adamın adam olduğunu tahmin etmek kolay değildir. Adam olabilmek öncelikleriyle verilir insana. İşte onun öncelikleri onu adam olmaktan daha da öteye götürüyor kalbimdeki zihnimdeki yerini...
Babamın zihnimdeki ilk halleriydi bunlar ve benim de aşkımın başladığı tarih. Bir adamı gerçekten karşılık beklemeksizin ve fedakarca sevmek için ona hayran olmanız gerekir, ben babama hayranlıklarımla büyüdüm işte o yüzden de her gün her saat artan bir aşkla sevdim seviyorum...
Bir adamın cesur olabileceğini tahmin edebilirsiniz güçlü olabileceğini de ama bir adamın adam olduğunu tahmin etmek kolay değildir. Adam olabilmek öncelikleriyle verilir insana. İşte onun öncelikleri onu adam olmaktan daha da öteye götürüyor kalbimdeki zihnimdeki yerini...
Merhamet, namus, dürüstlük, mertlik, cesaret, güven, fedakarlık ve insanlık ... Bu kelimeleri onda yaşayarak büyüdüm, biliyorum ki ben onun şekillendirdiği bir insanlığı yaşadım yaşıyorum ve her gün şükrettim şükrediyorum böyle bir adamın şekillendirdiği bir benliğe sahip olduğuma...
İnsan olmayı senden öğrendim Deniz Gözlü Kahraman. Vicdanı, merhameti ve yalan denen hayatın aslında nasıl doğru dürüst yaşanabileceğini de. Bugün dedin ya " Rabbim senin gibi bir evlat verdi ya bana bu benim ömrümdeki en büyük hediyemdir" diye asıl Rabbimin bana verdiği hediye olan "yüreğine insanlığına ve sana" layık olabilmek benim yaşama sebebim . Senin benim insanlığıma kattıklarının yanında ben ne yapsam yetmez ki bana...
Hiç bir zaman kıyamadığın kızın nasıl kıyabilir ki sana, aşık olduğu adama. Sen öğretmedin mi ona nasıl sevilmesi gerektiğini şimdi senin öğrettiğin şekilde seni sevmek için atan bu kalbim eğer olur da bir gün hüzne sebep olursa o deniz gözlerde atmasın o kalp boşuna seni üzen hiç bir şey benim olamaz aslında. Seni seviyorum BABA, ömrümün Deniz Gözü Kahramanı...
Prensesin:)
Saçma Seçmeler
Ölüme yaklaştığında tüm acılar bile tatlı gelir aslında...
Yüzü tozlu diye sokaktaki çocuğa dokunamıyorsa eğer ellerin, vazgeç onlardan... Çünkü onlar daha kirli...
Yüzü tozlu diye sokaktaki çocuğa dokunamıyorsa eğer ellerin, vazgeç onlardan... Çünkü onlar daha kirli...
Kurtuluşu yoksa ızdırabının kucağına almayacaksın yersiz gururunu...
Bir varmış bir yokmuş, hem varmış hem yokmuş...
Bir varmış bir yokmuş, hem varmış hem yokmuş...
Başka yaşamlarda anlam aramaya çalışmayın, her hikaye yaşayanında saklıdır tüm gerçeğiyle...
Bıraktığınız yerde kalmaz kimse bırakıldığınız yerde kalmayın sizde...
Sır dediğin sesli sen ile sessiz sen arasında kalmalı...
Geçmişe sarılmak mı yoksa geleceğe kucak açmak mı? Bazen tek problem bu olur işte..
Tuttuğun sende kalmalı tutamadığın hayallerinde...
Tuvalim aynam aynam tuvalim şimdi...
Dün gelecek için hikaye olmaya ne kadar mecbursa, gelecekte her adım sonunda dün olmaya mecburdur... Her gelecek bir hikayedir sonunda...
Sır dediğin sesli sen ile sessiz sen arasında kalmalı...
Geçmişe sarılmak mı yoksa geleceğe kucak açmak mı? Bazen tek problem bu olur işte..
Tuttuğun sende kalmalı tutamadığın hayallerinde...
Tuvalim aynam aynam tuvalim şimdi...
Dün gelecek için hikaye olmaya ne kadar mecbursa, gelecekte her adım sonunda dün olmaya mecburdur... Her gelecek bir hikayedir sonunda...
Tutabildiğin eller kadar yanındadır insanlığın...
Sır dediğin sesli senle sessiz sen arasında kalmalı...
Dün gelecek için hikaye olmaya ne kadar mecbursa, gelecekte her adım sonunda bir dün
olmaya mecburdur...Her gelecek bir hikayedir sonunda...
Bazı olaylara ya sebep olursun ya da bedel...
Esiri olduğum bu hayatın esiri olduğu bir hayat daha var..
Kederden değil hiç bi şey ya da pişmanlıktan ..Sadece ve sadece uzaklaşmak isteğimdendir
her bir kelime...
Hiç bir canlı kötü doğmaz...
Mutlu olmak lazım...Ya da mutlu olmalarına sebep...
Birilerinin muhakkak yardıma ihtiyacı vardır...Birilerinin de yardım etmeye...
Aslında ölmek için geldiğimiz hayattan yaşamak için ayrıldığımızı unutmamalıyız belkide...
Açamayacağınız bildiğiniz kapıda zorlamanın bir anlamı olmadığını görseniz bile bile kendiniz
için zorlayın...
Herkes niye bu kadar temkinli? Biraz olsun insanlar bir şeylerin altında iyi bir şeyler arayamaz
mı? Neden hep kötü olan gelir ilk insanın aklına?
Ölümden sonra bir hayatın varlığına inanmayan biri olsaydım şu an ölmek isterdim.Çünkü işte o
zaman hayat anlamsız yaşamak gereksiz gelirdi..
İnsanlar ne kadar kolay cümle kurar oldular, bunun sebebi herkesin Türkçesinin çok gelişmesi
mi yoksa artık kimsenin Türkçeyi hakkını verecek şekilde kullanamaması mı? Her ne olursa
olsun kelimeler üzerine düşünmek lazım çünkü sağlam cümleler sağlam karakterler sağlam
dostluklar demek...
olsun kelimeler üzerine düşünmek lazım çünkü sağlam cümleler sağlam karakterler sağlam
dostluklar demek...
Şöyle derin bir köy havası almalı...Soğuğunun güzel hatıraları anımsatarak üşüttüğü, yağmurunun
umut yüklermişçesine ıslattığı ve kendinizi dinlemenize müsade edecek bir sessizliği sunduğu
doyurucu bir köy havası... Sahtelikten uzak ..Tatil bu olurdu sanırım...
Cesaret korkusuzluk değil, korktuğunun üzerine yürüyebilmektir...
Evet kabul ediyorum; korkakça yaşamaktansa cesurca ölmeyi tercih ettim ve ..."Söyledim -
bitti"...Hepsi bu kadar... Yapmam gerekeni yaptım ben, beni ben yapan şekilde davrandım...
Gerçek müslüman;vaktinin her anı, zor durumda olan insanları düşünendir kafasının bi tarafında
bu düşünceyi barındırandır ve uyumaya-gezmeye-eğlenmeye-alışverişe ayırdığı vaktini gerekirse
tatilini, üşenmeyip o insanlar için bi şeyler yapmaya ayırmayı bilendir..işte ilk önce bunu
sorgulamak gerek kendinde!!!
Hayat senaryolardan ibaret.Herkes kendi senaryosunun başrolü. Ama kim ne kadar
senaryosunun yönetmeni?Kimsenin kimsenin hayatına müdahale etmediği bir hayat
istiyorum.Bedeli düştüğünde yalnız kalkmaya çalışmaksa, evet düştüğümde yalnız kalkmak
istiyorum çünkü bunun ödülü varolmamın hakkını verebilmek olacak...
Geçmiş mi gelecek mi derken düşündüm de belki de hatıraların artık iyi bir uykuya ihtiyacı vardır...
Çocukluğuma ziyaretten geliyorum...
Bir varmış bir yokmuş, hem varmış hem yokmuş...
Eğer ışıksız yerlerin mücadelelerine şahit olduysanız, gecenin bir vakti bir sokak lambası çok şey yazdırabilir size... ( gündüze mahkum bitmeyi bekleyen hikaye)
Seçemediğim renkler arasında kaldı turkuaz... İstedim ama beklemedim... Suç bendeydi suça sebebiyet onda...
Tezatlığı ilke edinmek asiliği doğurur diye bir şey yok ama asi davrandığın vakit zaten tezat olduğun düşünülecektir...
Bazen bir bakarsınız da hata yapmaya hakkınız yoktur, kimsenin elinizden almadığı bu hakkı sizden alan yine siz...
Verilen sözlerin arkasında durmak bazen çok yorar, dayanmayı imkansız kılacak kadar çok. Dayanmak o an daha da şart olur işte...
Tüm renkleri görüyor olabilirsin ama eğer o renklerin sana bulanmasına izin veremiyorsan görebildiğin her şeye uzaksın demektir...
Ömür denilen şey hayatla zamanın çocukları değil mi sanki...
Aslında herkesin bir Yıldızı varken her gece Ay'ı aramak niye...
Ey merhamet ne huzur verici bir şeysin sen, hiç bir vasfı olmasa da insanın merhamet dolu gönlü olsun yeter onu dünya güzeli kılmaya...
Gece adım atmaya korktuğu yerlerde gündüz top koşturan insanlar tanıdım...
Sen ne sanıyorsun ki... Duyduğun kadarıyla değil mi tüm bildiklerin... Gördün mü hiç hissettin mi yaşadın mı ben gibi... Bunların hiç birini yapamadın ya peki sordun mu hiç bana... Gerçi sorsan ne olur ki... Söyleyebilecek miyim sanki... Sonuç mu sen de haklısın...
Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz tabi siz sizseniz...
Başımıza gelen her kötü olay "haksızlık" olarak teselli edilmez mi kendimizce...
Her gece yıldızları sayarsınız ve bir gece bir bakarsınız ki bir eksik çıkar...
Bazı anlarda bir süreliğine susma kararının bedeli bir ömür susmaya bedel olur...
Benim için verilmesi kolay olan önemsiz gördüğüm kararların başkaları için nelere bedel olduğunu anladığım gün büyüdüm ben...
Her şarkı bir hatıra her hatıra bir özlemdir aslında...
Hayatta hiç bir şey, istendiği kadar kolay ya da korkulduğu kadar zor değildir aslında, her şey sadece birazcık uğraş gerektirir...
Siz hiç, surları yıkılmaz ve asla geçit vermez ama içinde hiç askeri olmayan bir kale gördünüz mü?
Ölüm; aslında ifade etmek istenilen bir çok durumun tek kelimelik özetidir...
Neyin peşinden koştuğunuzu bilmezsen eğer ve bir an tökezlersen düşmekten çok kaybolmaktan korkarsın...
Mücadele hayatın eş anlamıdır...
Sabah biter akşam biter, pazar biter pazartesi biter, yaz biter kış biter, 18 biter 40 biter. Ama senin için biten bunca şey aslında hiç tükenmez...
Bazı şeyler anlamsız kalıyorsa bırakın öylece kalsın ve tereddütsüz zamana eşlik edin telaş etmeyin çünkü boşluklar kendini her zaman doldurur...
yorucu ama güzel: optimist; güzel ama yorucu: pesimist
Sabır asaletin göstergesidir buna ne şüphe ancak her sessizlik sabır değildir...
Sahte gülümsemeler değil mi asıl makyajımız, saklamaktan öte gidiyor mu ki sanki hüznünü insanın...
Bazen biteceğini bildiğiniz ve buna üzüldüğünüz anların bitmeyecekmiş gibi yaşamak kendinize verebileceğiniz müthiş bir ödül olabilir.
Her şeyi inkar edebilirsin ama geçen zamanın inkarı olmaz...
Üzülmeyi beceremediğiniz şeyler için üzüldüğünüz olur mu hiç. İnsanın kendini yargıladığı bu nokta çaresizliğin doğduğu an...
Gözlerini kapayana her şey güzeldir, kulaklarını tıkayana her şey doğru mesela, dili olmayana her şey tatlıdır. Yani hayaller hep tatlı, güzel, doğrudur...
Aşkın adalet anlayışı adaletsizliktir...
Ne bugünü dünün esiri edin ne de bugünü yarına esir edin, anı anına vermek lazım...
Anlam bulmaktan ziyade yaşamaya değecek şeyler olmalı insanın hayatında önce... Adım atmak için Anne olması gerekir bebeğin karşısında mesela...
Yüreği olmalı bir insanın kocaman-korkusuz, deli cesaretli ve fedakar, spontane kararlar verebilecek kadar da kendine hakim... Yüreği olmalı...
Dokunsan ağlarım da sırf belli etmemek için mesafeyi koruyorum...
Sen seni affedemedikten sonra her şey boşuna. Vicdan cennette de cehennemi yaşatabilir insana...
Entelektüel takılmaya çalışıp aslında analitik düşünceyle hiç bir alakası olmayan tipler kendini her zaman belli eder ve hep iticidirler.
Yorulmuyorum sadece sıkılıyorum! Değecek her şey için azmim sonsuz ama değmeyecek olanlara vaktim varsa da yok...
Günahı işlerken cesaret sergiliyorsun da bedelini öderken neden korkaklığa sığınıyorsun...
Zamana ödünç verilmiş hayalleri olmamalı insanın... Zaman neyi saklamış ki hayallerini saklasın...
Çocukların masumiyeti bulaşıcıdır, kokularını içinize çektiğiniz anda tüm kötü düşüncelerden arınırsınız mesela...
Güçlü olabilmek için değil mi nefes alışverişlerimiz... Bu hak bize tanınmışken birilerinin korumasına ihtiyaç duymak niye...
Yüreğinize güvenin çünkü ruhunuzun ondan başka dostu yok... Üzse de kırsa da sizin için var olduğunu bilir ve bir gün ödülünüzü muhakkak verir...
Merhamet duygusunu tükettiği noktada öldürdü insanlık insanlığımızı...
Kimilerine sadece "kib" yazarsın kimilerine ise sırf daha uzun yazabilmek için uzun uzun "kendine iyi bak"...
Ne ben sana beni ne de sen bana seni anlat, ben sana seni sen de bana beni anlat böylesi daha güzel...
Seni anlatmak için fırsat bulmak sonra da cümlelerime boğmak en sonunda da bu zamana kadar hiç kullanmadığımı yanağına koymak isterdim...
Bazı tezatlıklar ruhda gizlidir, zaman zaman seslenen... Güneş isterken gölge de aramak gibi bir şeydir bu...
Genellemeler sonuç olmaz sonuca varmak için yol olur sadece...
Tut ki yıprattın kalbimi tut ki tükettin ama yeninden can verecek olana zemin değil miydi bu... Peki şimdi neden bu öfken...
Bazı dünyaları olmalı insanın sığınak misali ama kimseyi sığdıramadığı tek kişilik odalar gibi... Seni duyan seni anlayan seni gizleyen...
Duyduğunuz en güzel ses ne bir şarkı ne bir melodi beklediğiniz nefesten geldiği için sadece bu denli güzel...
Kaybettikçe kazanmadık mı çok şeyi... Sahiplenmeyi öğrenmedik mi sanki...
Acıları birbiriyle kıyaslayarak öğrenmedik mi bu hayatı...
Aşıkken şair olanlar ayrılınca nası oluyor da canileşebiliyor acaba...
İnsan bir kez doğar bir kez ölür ve bir kez sever...
Sana ruhum gülümsüyor, simamın belli etmesine izin vermese de gururum, sana ruhum gülümsüyor...
Bazen derine gömmek isterken battığınızın farkında olmazsınız...
Sen öldüğün günden itibaren kusursuzlaştın...
Siz siz olun asla Siz olmaktan vazgeçmeyin...
Saklanmaya çalıştıkça ortaya çıkan her şey gibiydi ruhu... Şehrin ışıklarından uzaklaştıkça kaybolmasından anladım...
3 harf kadar uzak olmak: "gel"...
Zihnen kör insanların gördükleri ne kadar önemli olabilir ki...
Ruhen dinginlik zihnen başarılara gebedir... Zihnen dinginlik ise mutlu ilişkilere...
Bazen bir kaç saatliğine de olsa "boşverebilmek" gerekir... Bu kadarını hatalarınız bile hak eder...
Düşüncelerinin arasında kaybolan insanların da rahatlamaya ihtiyacı var... Bu kadar eziyet etmeseler kendilerine...
uyumaya mı geldik demeyin sanırım uyutulmaya geldik...
Bazen hiç düşünmeden bir sinirle verdiğin kararlar sonrasında çokça düşündürüyor zaten insanı...
Eksik denen şey asla tamamlanmaz tamamlansaydı eksik olmazdı...
İnsanlar bilmedikleri gibi yaşadılar bense öğrettiğin gibi tek fark buydu...
Aynaya baktığında bedeninden ötesini göremiyorsan eğer baktığının sadece bir boşluk olduğunu da bilmelisin.
İçimdeki ses dışımdekine "sahip", dışımdaki de içimdekine "üstad" der her zaman...
Klişeleşmiş lafları tekrar tekrar sofraya sunmak yerine neden kendince bir yorum yapamaz insanoğlu? Yeterince anlam çıkaramamaktan mı hayattan...
Ne kadar plansız yaşamak istesek de zamanla anladım ki zamanın gerekliliklerini yaşarken aslında ömrü takvimlemişiz.
Bazen aynı şeylerin ucunu tuttuğumuz görüp birbirimize yol göstermeye kalksak da YANLIŞ... Her insanın hayat felsefesi çok başkadır aslında...
Biraz mola ver ve özlediklerine dön öyleyse... Özlem, sonunda kavuşma varsa güzeldir yoksa keşkelere boğar insanı benden tavsiye...
Güzellik ve çekiciliğin sırrı insanın enerjisinde saklı...
Yaşadıklarının gerçekçiliğine ve hislerinin samimiyetine inandığınız insanlarla empati kurun...
Hayatı sevmek eşiittir kendini sevmek, kendini sevmek eşittir yaradılanı sevmek, yaradılanı
sevmek muhakkak ki yaradandan ötürü...
Ne kadar şık, zarif, göz alıcı olursan ol içindeki ruh huzurlu olmadıkça aynada çok da bir şey
göremezsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






