İnsanlara unuttukları bir şeyi hatırlatmak gerek; Sırf güvendiğiniz için asla suçlu olamazsınız, inanmak inandırılmaktan daha masumdur çünkü..
Kanmak kandırmaktan daha cesurca ve kaybetmek kaybettirmekten daha insaflı..
Bu yüzden hayattaki en büyük tecrübelerin hikayesidir Güven..
Çünkü her şey güvenle başlar güvensizlikle biter..
8 Haziran 2013 Cumartesi
5 Haziran 2013 Çarşamba
Duaların Miracı
Bugün herkesin ihtiyaç duyduğu bir gün.. Bugün Dua ile beslenilmesini temenni ettiğim Miraç Kandili, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) Alemlerin Rabbiyle buluştuğu kutlu gece.Kainatin Efendisine Selat-u Selam olsun öncelikle..
Miraç Kandilinde aklımıza ilk "Eğilerek yükselmenin adıdır 'Namaz'." gelir, biz Namazı Miraç bildik çünkü. Adım atmadan yükseliş, secdeye fısıldayışımızı göklere duyurmak bildik.
Herkesin ibadeti ve ibadet şekli kendinedir elbet daha ötesini söylemek tabi ki hepimizi aşar zira İslamiyetin temelidir Hoşgörü ve ve Haddini Bilmek. Ama sanmıyorum ki bu geceye bir insanın dahi yüreği mühürlü kalabilsin. Dediğim gibi herkesin bu geceyi ihya etme şekli kendine asıl güzel olan bu gecenin dualara bürünüyor olması, tüm mühürlerin kırılması. Bu gece tüm insanların güzel olduğuna emin olabileceğiniz ender gecelerden biri. Gönlünde dua barındıran kim çirkin olabilmiş ki..
"Dua etme arzusu gelince, dua edin. Çünkü bu, duanın kabul olacağına alamettir." Hadîs-i Şerif
Efendimiz'in (s.a.v) izinde her nefesimizin Hakka yükseliş olması duasıyla, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı bir anın bir asra bedel olduğu bu gecede biliyoruz ki dualar; birlik ve beraberlik, huzur ve barış arzularıyla tutuşacaktır.
Ancak umuyorum ki herkesin bu geceye hakkını verebilmek adına düşünmesi gereken çok şeyi olacak. Bu gece sadece beklentilerinizi sunacağınız bir geceden ziyade vicdanınızı sorgulayacağınız, tarafsızca kendiniz haricinde insanları anlamaya çalışacağınız ve gerçekler ne olursa olsun adil olmayı başarabileceğiniz bir gece olsun.
Tüm duaların kabul ve tüm kalplerin merhamet dolacağı bir gece olması dileğiyle. İstemeyerek de olsa kırdığımız tüm gönüllerin bu gece dualarımızla telafi bulabilmesi ümidiyle. Af dilemenin ve Affetmenin huzuruyla bu gece avuçlarını semaya açanların Hayırlı İnsan Miracına ulaşabilmesi dualarıyla.
Hayırlı kandiller olsun inşallah.
3 Haziran 2013 Pazartesi
Sığ Bir Zihin
Bazı insanlar inanmak istediklerine inanabilmek için gerçekleri görmekten sakınırlar.. Sorgulamazlar mesela, detaylara girmezler ve asla tarafsızca bir şeylere yaklaşıp gerçekliğini kabullenemezler..
Bu durumda cesur olduklarını da söylemek pek mümkün değil bu tür insanların çünkü eğer kulaklarını tıkayamayacak şekilde yankılanırsa bir şekilde gerçekler, duyarlar sonundan duymak zorunda kalırlar ama sessizce pusarlar mümkünse de bir yol bulup kaçarlar. Çünkü önemli olan gerçekler değil inanmak istediği şeydir. Böyle insanların zihinlerinde bir şeyleri örtbas etmeleri de kolaydır zira tarafsız olamayan bir zihin kendi benliğinin diktatörlüğünde yaşar.
İnsan doğasında olan iki gerçek var; birincisi insana inanmak istediğinden ötesine inandırmak ikincisi anlamak istediği kadarından fazlasını anlatabilmek mümkün değil.
İnsanlara fiziksel olarak yaptırım uygulanabilir ancak zihin içine girilebilmiş bir şey değil bu yüzden kimsenin beyni yıkanmaz aslında, insan bunu ancak kendine yapabilir yine kendi müsaade ettiği için.. Sırf gittiğini sandığı ve kendini doğruluğuna inandırdığı yoldan sapmamak düşüncesi gibi bir amaç için tarafsızlık anlayışından uzaklaşır, gerçeklere sırt dönebilir. Hatta kendini kandırma yoluna bile gidebilir.
Doğru olanı kabul etmemek için savaştığının farkında bile olmaz bu insanlar, sizinle tartışamaz ve sığ düşünür. Mağlup olma korkusuyla kör olur, sağır olur gerektiği yerde dilsiz olur. Vicdanen nasıl rahat olup, insanlıklarını nasıl sorgulamadıkları şaşırtıcı elbet. Ama kolay oluyor demek ki.. Yazık !
Ve en acısı bu insanlar zihnen kendi özgürlüklerini hapsettiklerinin farkında bile değildir. En büyük zararı kendine veren insan; zihnini körleştiren insandır, doğrularını yanlışlarla besleyen insandır. Ve cehaletin en kötüsü bir insanın kendini bu şekilde harcamasıdır.
Bu durumda cesur olduklarını da söylemek pek mümkün değil bu tür insanların çünkü eğer kulaklarını tıkayamayacak şekilde yankılanırsa bir şekilde gerçekler, duyarlar sonundan duymak zorunda kalırlar ama sessizce pusarlar mümkünse de bir yol bulup kaçarlar. Çünkü önemli olan gerçekler değil inanmak istediği şeydir. Böyle insanların zihinlerinde bir şeyleri örtbas etmeleri de kolaydır zira tarafsız olamayan bir zihin kendi benliğinin diktatörlüğünde yaşar.
İnsan doğasında olan iki gerçek var; birincisi insana inanmak istediğinden ötesine inandırmak ikincisi anlamak istediği kadarından fazlasını anlatabilmek mümkün değil.
İnsanlara fiziksel olarak yaptırım uygulanabilir ancak zihin içine girilebilmiş bir şey değil bu yüzden kimsenin beyni yıkanmaz aslında, insan bunu ancak kendine yapabilir yine kendi müsaade ettiği için.. Sırf gittiğini sandığı ve kendini doğruluğuna inandırdığı yoldan sapmamak düşüncesi gibi bir amaç için tarafsızlık anlayışından uzaklaşır, gerçeklere sırt dönebilir. Hatta kendini kandırma yoluna bile gidebilir.
Doğru olanı kabul etmemek için savaştığının farkında bile olmaz bu insanlar, sizinle tartışamaz ve sığ düşünür. Mağlup olma korkusuyla kör olur, sağır olur gerektiği yerde dilsiz olur. Vicdanen nasıl rahat olup, insanlıklarını nasıl sorgulamadıkları şaşırtıcı elbet. Ama kolay oluyor demek ki.. Yazık !
Ve en acısı bu insanlar zihnen kendi özgürlüklerini hapsettiklerinin farkında bile değildir. En büyük zararı kendine veren insan; zihnini körleştiren insandır, doğrularını yanlışlarla besleyen insandır. Ve cehaletin en kötüsü bir insanın kendini bu şekilde harcamasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)