Çoğu kez isyana düşer insanoğlu, tembelleşmiştir çünkü artık ruhlar. "Dayanamıyorum" olur iki cümlesinden biri. Bir şeyler de, varlığı yıllarca muallakta olan "şans" eseri olsun ister. Tesadüf denilen şey yoktur şu hayatta ama çoğu şeyin tesadüf olduğuna inandırır kendini. Bilir ama doğru olmayana inanmak kendinin kendine karşı savunma şekli olmuştur. Yüreğinin mukavemetini bir bilse halbuki nelere göğüs gerebilir insan nelere. Hakk'ın yarattığı o yürek ölümden başka her şeye yine Hakk'ı için göğüs gerebilir aslında. Öyle yaratılmıştır insan. Ama bir inansa. Ona bahşedilen en güzel şeylerden biridir sabır. Onu hayra ulaştıracak en kuvvetli dayanaklardan biri. Öyle ki "Sabır", güzel şeyleri hak edebilmek için bir imtihandır aslında... Bir bilse, bir anlasa, bir inansa...
Ve son olarak şunu da unutmamak gerek, Şemsi Tebrizi ne güzel de ifade etmiştir:
"Sabır'sızsın, oysa bütün mahlukat sabrın ipliğiyle bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de, ayın da, zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için, sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar, sabır denizinin dibinde saklıdır. Uyum güzelliktir, uyum suyun özelliğidir. Su sabrın simgesi, istiridyenin yurdudur. Su olmasaydı inci de olmazdı. Sabırlı ol ki, istiridye gibi inciler yapasın."
8 Nisan 2013 Pazartesi
Masumiyet
Ufacık eller, öyle küçük ki serçe parmağınızı bile saramıyor. Yumuk yumuk gözleri var, açtığı zaman o gözleri size baksın sizi hissetsin diye bir arzu sarıyor içinizi. En güzeli de yanağınızı dudaklarına dokundurduğunuzda o ufacık ağzını açıveriyor ya, öpüyormuş gibi sanki...
Mis gibi sıcacık süt kokusu geliyor yüzünüze, işte tam da o zaman hiç bir şey geçmiyor insanın aklından: bütün kötülükler devre dışı... Saf tertemiz bir şeyin yanında olmak sizi de alıkoyuyor kötü düşüncelerden... İşte bu yüzden aslında masum kalmak bir bebeğe daimi sarılmak gibi bir şey...
6 Nisan 2013 Cumartesi
Hayat Sadece Bir Bakışta Gizli
Bu bakış ısıtmıyor mu içinizi... Susturmuyor mu gündelik telaşlarınızı bir an bile olsa...
Sadece bu fotoğrafa bile bakarak sayfalarca yazası gelmez mi insanın...
Ona baktığında ne görür insan; tebessüm eden bir çift masum göz, masumiyetini sorgulayabilir misiniz, asla...
Bu kadarcık bir bedene ne kadar hırs ne kadar kin ne kadar karamsarlık sığdırabilir ki...
Onun için hayat biliyorum ki pembe bir şeker.. Onun için hayat elini tutup oyunlar oynayabileceği yaşıtları...
Onun için hayat annesine sımsıkı sarılmak...
Bu yüzden onun için hayat sebepsiz bir mutluluk...
Ve sanıyorum hayat ancak bu kadar basitken bu denli mutlu kılar insanı...
Sadece bu fotoğrafa bile bakarak sayfalarca yazası gelmez mi insanın...
Ona baktığında ne görür insan; tebessüm eden bir çift masum göz, masumiyetini sorgulayabilir misiniz, asla...
Bu kadarcık bir bedene ne kadar hırs ne kadar kin ne kadar karamsarlık sığdırabilir ki...
Onun için hayat biliyorum ki pembe bir şeker.. Onun için hayat elini tutup oyunlar oynayabileceği yaşıtları...
Onun için hayat annesine sımsıkı sarılmak...
Bu yüzden onun için hayat sebepsiz bir mutluluk...
Ve sanıyorum hayat ancak bu kadar basitken bu denli mutlu kılar insanı...
4 Nisan 2013 Perşembe
Ben Sadece Bir Çocuktum
Şimdi çocukluğunu sorsalar ona: “ben 4 yaşında bir adamdım sadece” demesinden başka ne beklenebilir ki...Çocukluk; insan ömründeki ufacık beklentilerin aslında en tatlı olduğu zamanlardır ve bu dönem her insanın hakkı... Bir insandan çalınabilecek en kıymetli şey de ufacık beklentilerle süslü olmasına rağmen : çocukluğudur...
Çocuktum…
Ufacıktı ellerim
Gücüm bedenimi taşıyabileceğim kadardı
Çocuktum…
Oyunlar oynardım
Saklambaca yetecek kadardı düşüncelerim
Çocuktum…
Annemin beni sokaktan çağırmasını bekleyinceye kadar
Dolaşmaktı tek hevesim
Çocuktum…
Akşam vakti babamın işten dönüşünü bekleyen
Masum bakışlarım hep mutluydu
Çocuktum...
Yatağımda anneme sarıldığımda
Masallar güzel masallar gelirdi ardı sıra
Çocuktum…
Tatlılar, yiyecekler, oyuncaklardı rüyalarım
Yaramazlık bazen şımarıklıktı
Çocuktum…
Ama istediğim asıl şey
Huzur dolu bir yuvaydı
Çünkü çocuktum…
ÇOCUKLUĞUM ÇALINANA KADAR BEN SADECE BİR ÇOCUKTUM…
İnanma
kalbimin kırıklarını
ey yolcu,
geçip giderken kanma sakın
inanma mutlu olduğuma
çünkü tebessüm etmek zordur aslında
sebebi yaralarını saklamaksa
Gölgeler
Hayat ve Senin Oyunun
mecburiyetlerin altına saklanmaksa hayat
her şeyi sineye çekip susmaksa sana düşen
vazgeç yaşamaktan
yapabiliyorsan HAKK'a bunu
yapamazsın bilirsin
öyleyse sen mecbur kıl bu hayatı
sana, hayallerine ve tüm imakansızlıklarına
sen mecbur kıl ki
o da koysun senin yerine kendini
belki vazgeçer insafsız zaman
vazgeçemediği insafsız mecburiyetlerinden
ve eğer yapabilirsen
mecburiyetidir artık vazgeçmek hayatın...
her şeyi sineye çekip susmaksa sana düşen
vazgeç yaşamaktan
yapabiliyorsan HAKK'a bunu
yapamazsın bilirsin
öyleyse sen mecbur kıl bu hayatı
sana, hayallerine ve tüm imakansızlıklarına
sen mecbur kıl ki
o da koysun senin yerine kendini
belki vazgeçer insafsız zaman
vazgeçemediği insafsız mecburiyetlerinden
ve eğer yapabilirsen
mecburiyetidir artık vazgeçmek hayatın...
Zamansız Hayat
hayat bir dirhem bir çekirdek karşımda,
zaman tutmuş ellerimden...
bir koşuşturmadır gidiyor...
nereye nasıl gittiğimin farkında olmadan;
varmışım geçmişim hatta unutmuşum çok şeyi...
bir koşuşturmadır gidiyor...
nereye nasıl gittiğimin farkında olmadan;
varmışım geçmişim hatta unutmuşum çok şeyi...
Boşluk
boşluğun tarifini yapamam ki ben size
varlığı yokluk olanın tarifi olur mu...
sebepleri vardır elbet
her ızdırabın olduğu gibi
ama hissettirdiğinin tarifi meçhul...
belki de başlangıçta sadece çaresizlik gibi gelir insana
ama boşluk ne sadece bir çaresizlik
ne de bu çaresizlikteki imdatsız çırpınıştır...
boşluk;
koynuna seni aldığında düşüncesiz bir denizdir aslında
içinde boğulduğun ve hareket etmene izin vermeyen
yok edici bir deniz...
Neticede Bir Maç Dememek Lazım
Bu akşam sokağa çıkmak bir hataydı desem yeridir, şaka bir yana öyle bir taraftar vardı ki sokaklarda Galatasaraylı futbolcular bu sahneyi görselerdi heralde elleri boş dönmek yerine kendinlerini Mulhacén'den aşağı atarlardı :)
Maçın başlamasına az bir zaman kala kıyamet kopacak sandık Bursa sokaklarında zira timsahın çok olduğu bir şehirde aslan kalabilmek zor olsa gerek :)
Yine de bugün sanmıyorum ki Galatasarayın rengi sarı kırmızı olsun, bugün Galasataray hepimiz için Kırmızı-Beyazdı.. Renklerimiz her zaman simgemizdir bu da gündemimize bir not olsun şu kısa yazıda :)
Maç sanal alemde de fazlasıyla heyecan uyandırdı. Maç öncesi dikkatimi çekenler ise
Kadrolar netleşti :
Galatasaray; Muslera, Eboue, Dany, Semih, Riera, Melo, Hamit, Sneijder, Selçuk, Burak, Drogba olarak ilk 11ini ilan etti.
Ve yedeklerinde Eray İşcan, Gökhan Zan, Hakan Balta, Sabri, Yekta Kurtuluş, Amrabat ve Umut Bulut bulunuyordu.
Tabii Real Madridin merakla beklenen 11i; Diego Lopez, Essien, Ramos, Varane, Coentrao, Khedira, Xabi Alonso, Di María, Özil, Cristiano Ronaldo ve Benzema olarak açıklandı.
Ve tabi ki halihazırda yedekleri: Adán, Arbeloa, Pepe, Marcelo, Modric, Kaká ve Higuaín
Herkes maç için hazırlıklarını tamamladı ve maç başladı. Ayrıca apartman görevlimiz Necdet Amcanın yorumu da hâlâ aklımda " Vay anasını (meydandaki topluluğun yaktığı meşaleleri görünce) ana babaları ölse bu kadar umursamaz bunlar :)" bizi gülümseten kısmı ise şu oldu "Ben Maçı nerede izlesem ki :)"
Maç, Alonso'nun ilk dakikalardaki topu Galatasaray savunması arkasına uzun göndermesiyle heyecanlı bir başlangıç yaptı zaten ama Dany savunmada başarıyla topa müdahale etti ve dediğim gibi heyecanın siftahı yapıldı...
Hemen ardından sağ kanattan gelişen Real Madrid atağında Di Maria ceza sahasına ortasını gönderdi ancak Benzemanın kafa vuruşuyla top üstten dışarıya çıktı.
Ve 9. dakikada ilk gol geldi tabi ki beklenen adam Ronaldodan. Sonuç daha şimdiden Real Madrid 1-0 önde. Ayrıca bu Ronaldo'nun Şampiyonlar Ligindeki 9. golü ;)
Drogba ceza sahası dışından müthiş bir vuruş yaptı ancak, Diego Lopez topu kornere gönderdi.
Eboue'nin çizgiye inerken yaptığı ortayı, Real defansı kornere yine gönderdi.
Galatasaray'ın ceza sahasında Khedira'nın eline gelen toptaki itirazlarına hakem devam dedi.
Ve 29. dakikada ikinci gol Benzemadan geldi.Şimdi durum Real Madrid 2 Galatasaray 0 oldu.
Drogba, ceza sahası çizgisinde Ramos'la mücadelesinde yerde kaldı, hakem devam dedi.
Real Madrid Semih'in elle oynadığı gerekçesiyle penaltı bekledi lakin bizim Norveçli hakem yine oralı olmadı.
Dany sarı kart gördü ve cezalı duruma düştü yani İstanbul'daki rövanşta oynayamayacakmış.
Drogba'nın duvar pasında Eboue kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak Lopez gole izin vermedi.
İlk yarı Real Madrid'in 2-0 üstünlüğüyle bitti.
İkinci yarıdan notlar ise;
Real Madrid atağında sol kanatta topla buluşan Benzema, Dany'den sıyrılmak isterken yerde kaldı ve serbest vuruş kararıyla devam etti.
Drogba'nın aşırdığı topta Real Madrid defansının ters vuruşunu kaleci kontrol etti.
Galatasaray bu dakikalarda topa daha fazla sahip olan takım oldu.
Drogba'nın ortasında sola açılan topta kaleci topu çıkarttı.
Umutla beklenen gollerden biri de Eboue'nin pasıyla ceza sahasında topla buluşan Drogba'nın Burak'a pas denemesi oldu ancak başarılı olmadı.
Ve 73. dakikada Higuain maça girdiği gibi kafayla topu ağlara gönderdi. Ve en son durum Real Madrid 3 Galatasaray 0 oldu ne yazık ki.
Drogba faul pozisyonuna itirazıyla sarı kart gördü.
Burak Yılmaz, kendisini ceza sahası içinde yere bıraktığı için sarı kart gördü, İstanbul'daki maçta sarı kart cezalısı olduğu için oynayamayacakmış.
Bu sıralarda oyuna giren çıkan pek belli olmadı.
Modric'in plasesi Muslera'da kaldı.
Essien ve Xabi Alonso sarı kart gördü. Xabi Alonso rövanşta oynayamayacakmış.
Sergio Ramos sarı kart gördü. Sergio Ramos rövanşta oynayamayacakmış.
Bol sarı kartlı maçta 3 dakika uzatma verildi.
90+1'de Drogba'nın frikiği kornere gitti.
90+2'de ve yine bir sarı kart Modrice geldi.
Ve ne yazık ki karşılaşma Real Madrid'in 3-0 üstünlüğüyle bitti.
Aslında Drogba ve Ebouenin bazı pozisyonları gole dönebilseydi diye umut etti herkes her şey çok başka olabilirdi elbet ancak olmadı yine de zihinlerde kalan iyi bir maç oldu.
Tabii skoru etkilemese de akılda kalan sorular yok değil Galatasaray Bernabeu'da R.Madrid kadar gol pozisyonu geliştirdi lakin Old Trafford'dan sonra burada verilmeyen penaltilar ne olacaktı?
Yine de kimse Galatasarayın uzun süre bu seviyeden uzak kalıp, bu Arena'ya çıktığı ilk sezonda son 8'e girerek Madrid'e kafa tuttuğunu unutmamalı tabii.
Güçlü bir rakibi hak etmek de başarıdır elbet. Fatih Terimin " En iyi defans yapmak oyunu oynamaktır!" sözleriyle toparlamak istiyorum:) Sonuç ne olursa olsun Galatasarayı tebrik etmek milli vazifemizdir.
Maçın başlamasına az bir zaman kala kıyamet kopacak sandık Bursa sokaklarında zira timsahın çok olduğu bir şehirde aslan kalabilmek zor olsa gerek :)
Yine de bugün sanmıyorum ki Galatasarayın rengi sarı kırmızı olsun, bugün Galasataray hepimiz için Kırmızı-Beyazdı.. Renklerimiz her zaman simgemizdir bu da gündemimize bir not olsun şu kısa yazıda :)
Maç sanal alemde de fazlasıyla heyecan uyandırdı. Maç öncesi dikkatimi çekenler ise
"Really curious about watching this Galatasaray team. An attack with Drogba, Yilmaz, and Sneijder can cause problems to anyone."
"Galatasaray: No team has scored more headed goals or counter-attacking goals than Galatasaray (4 and 3, respectively) in the CL this season"
"Selçuk is also one to watch. The midfielder is known as ' The Maestro' by the fans. Creative and dangerous when it comes to the final ball"
"Sneijder: "It's very important that we score, but more, that we don't concede. We came to win." #Galatasaray"
gibi tweetler oldu :)
Hareketlilik Ahmet Çakarın günler öncesinde "Galatasaray yenerse Recep İvedik kılığına girerim" demesiyle başladı harbi bu kadar kötü mü durum dedim önce sonra da maça odaklandık işte..Kadrolar netleşti :
Galatasaray; Muslera, Eboue, Dany, Semih, Riera, Melo, Hamit, Sneijder, Selçuk, Burak, Drogba olarak ilk 11ini ilan etti.
Ve yedeklerinde Eray İşcan, Gökhan Zan, Hakan Balta, Sabri, Yekta Kurtuluş, Amrabat ve Umut Bulut bulunuyordu.
Tabii Real Madridin merakla beklenen 11i; Diego Lopez, Essien, Ramos, Varane, Coentrao, Khedira, Xabi Alonso, Di María, Özil, Cristiano Ronaldo ve Benzema olarak açıklandı.
Ve tabi ki halihazırda yedekleri: Adán, Arbeloa, Pepe, Marcelo, Modric, Kaká ve Higuaín
Herkes maç için hazırlıklarını tamamladı ve maç başladı. Ayrıca apartman görevlimiz Necdet Amcanın yorumu da hâlâ aklımda " Vay anasını (meydandaki topluluğun yaktığı meşaleleri görünce) ana babaları ölse bu kadar umursamaz bunlar :)" bizi gülümseten kısmı ise şu oldu "Ben Maçı nerede izlesem ki :)"
Maç, Alonso'nun ilk dakikalardaki topu Galatasaray savunması arkasına uzun göndermesiyle heyecanlı bir başlangıç yaptı zaten ama Dany savunmada başarıyla topa müdahale etti ve dediğim gibi heyecanın siftahı yapıldı...
Hemen ardından sağ kanattan gelişen Real Madrid atağında Di Maria ceza sahasına ortasını gönderdi ancak Benzemanın kafa vuruşuyla top üstten dışarıya çıktı.
Ve 9. dakikada ilk gol geldi tabi ki beklenen adam Ronaldodan. Sonuç daha şimdiden Real Madrid 1-0 önde. Ayrıca bu Ronaldo'nun Şampiyonlar Ligindeki 9. golü ;)
Drogba ceza sahası dışından müthiş bir vuruş yaptı ancak, Diego Lopez topu kornere gönderdi.
Eboue'nin çizgiye inerken yaptığı ortayı, Real defansı kornere yine gönderdi.
Galatasaray'ın ceza sahasında Khedira'nın eline gelen toptaki itirazlarına hakem devam dedi.
Ve 29. dakikada ikinci gol Benzemadan geldi.Şimdi durum Real Madrid 2 Galatasaray 0 oldu.
Drogba, ceza sahası çizgisinde Ramos'la mücadelesinde yerde kaldı, hakem devam dedi.
Real Madrid Semih'in elle oynadığı gerekçesiyle penaltı bekledi lakin bizim Norveçli hakem yine oralı olmadı.
Dany sarı kart gördü ve cezalı duruma düştü yani İstanbul'daki rövanşta oynayamayacakmış.
Drogba'nın duvar pasında Eboue kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak Lopez gole izin vermedi.
İlk yarı Real Madrid'in 2-0 üstünlüğüyle bitti.
İkinci yarıdan notlar ise;
Real Madrid atağında sol kanatta topla buluşan Benzema, Dany'den sıyrılmak isterken yerde kaldı ve serbest vuruş kararıyla devam etti.
Drogba'nın aşırdığı topta Real Madrid defansının ters vuruşunu kaleci kontrol etti.
Galatasaray bu dakikalarda topa daha fazla sahip olan takım oldu.
Drogba'nın ortasında sola açılan topta kaleci topu çıkarttı.
Umutla beklenen gollerden biri de Eboue'nin pasıyla ceza sahasında topla buluşan Drogba'nın Burak'a pas denemesi oldu ancak başarılı olmadı.
Ve 73. dakikada Higuain maça girdiği gibi kafayla topu ağlara gönderdi. Ve en son durum Real Madrid 3 Galatasaray 0 oldu ne yazık ki.
Drogba faul pozisyonuna itirazıyla sarı kart gördü.
Burak Yılmaz, kendisini ceza sahası içinde yere bıraktığı için sarı kart gördü, İstanbul'daki maçta sarı kart cezalısı olduğu için oynayamayacakmış.
Bu sıralarda oyuna giren çıkan pek belli olmadı.
Modric'in plasesi Muslera'da kaldı.
Essien ve Xabi Alonso sarı kart gördü. Xabi Alonso rövanşta oynayamayacakmış.
Sergio Ramos sarı kart gördü. Sergio Ramos rövanşta oynayamayacakmış.
Bol sarı kartlı maçta 3 dakika uzatma verildi.
90+1'de Drogba'nın frikiği kornere gitti.
90+2'de ve yine bir sarı kart Modrice geldi.
Ve ne yazık ki karşılaşma Real Madrid'in 3-0 üstünlüğüyle bitti.
Aslında Drogba ve Ebouenin bazı pozisyonları gole dönebilseydi diye umut etti herkes her şey çok başka olabilirdi elbet ancak olmadı yine de zihinlerde kalan iyi bir maç oldu.
Tabii skoru etkilemese de akılda kalan sorular yok değil Galatasaray Bernabeu'da R.Madrid kadar gol pozisyonu geliştirdi lakin Old Trafford'dan sonra burada verilmeyen penaltilar ne olacaktı?
Yine de kimse Galatasarayın uzun süre bu seviyeden uzak kalıp, bu Arena'ya çıktığı ilk sezonda son 8'e girerek Madrid'e kafa tuttuğunu unutmamalı tabii.
Güçlü bir rakibi hak etmek de başarıdır elbet. Fatih Terimin " En iyi defans yapmak oyunu oynamaktır!" sözleriyle toparlamak istiyorum:) Sonuç ne olursa olsun Galatasarayı tebrik etmek milli vazifemizdir.
Etiketler:
Ahmet Çakar,
Alonso,
Arena,
Eboue,
Fatih Terim,
Futbol,
Galatasaray,
Maç,
Real Madrid,
Ronaldo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



