Güzel bir eylül ayından kalanlardı bu kez kadrajıma dokunanlar.. Siz deyin tatil ben diyeyim kafa dinleme ailem desin kaçış. Sonuca bakmak gerek elbet. Sonuç mu; keyif dolu, sıcacık, içten, kendine kaldığın huzurlu ve kazançlı günler..
Karadeniz..
İnanılmaz güzel ve de huzurlu bir yer, bu tabir çoğunlukla duyduklarınızdan ama benim için Karadeniz inanılmaz da çekici. Tatil için tercih edilmesi gereken öncelikli yerlerden kesinlikle, sakin ve samimi.. İnsanlarına doyamıyorsunuz mesela, tatlı tatlı teyzeler, şiveleri daha dillerine yeni düşmüş ufaklıklar ve o doyumsuz kahvaltılar, benim gibi midesine düşkün biri için bunun ne kadar önemli olduğunu bilen bilir elbet. Ama o tereyağları, Trabzon'un ilçelerine özel o tuzlu çeşit çeşit peynirleri, sıcacık kuymaklar, taş gibi ama doyumsuz kurabiyeleri, "ya fındıkları?" dediğinizi duyar gibiyim ve tabi ki fındıkları. O siyah üzüm bağları yok mu o bağlar beni kendine aşık etmedi değil, elim yüzüm ağzım üzümle bütünleşinceye kadar yemişimdir herhalde üzerinize afiyet. Kapısını çaldığınız herkesin öncelikli ikramı o mis kokulu üzümler. Karamiş var bir de es geçemeyeceğiniz ağzınızı buruş buruş yapan kiraz benzeri bir meyve. Sonra kivi bağları.. Balkonlarda oturup da baktığınızda o kivi bağları resmen bir deniz misali yeşilin tüm tonları güneşle dansta.. Tabi sincaplar cirit atıyor o bağlarda, rastlamamanız imkansız. Çay bahçelerinden hiç bahsetmiyorum, onlar zaten Karadeniz toprağının Kızıl Elma amacındaki yeşilliği..
Meğer 4. çaya denk gelmişiz ya biz, misafir falan dinlemeyiz deyip keşanı doladılar mı başımıza elimizde çay makası kır kırabildiğin çayı, kırabildiğin nasılsa senindir.
Yollarına kurban denir ya ha işte bu tabiri de ben bilhassa Karadenizin köylerine ithaf etmek istiyorum zira bir günde 8-9 km yol yürüdük, gezmek amacındaysan arabaya atlayıp camdan fiyaka atmaya lüzum yok değil mi ama. Biz de doyasıya yürüdük, köyler boyunca eşlik eden ufaklıklarla tabi, onlarsız olur mu "Abla nerelisin ki sen.. Abla benim de resmimi çeksene.. Abla bak bu üzümden de ye lütfen.." gibi çocuksu ısrarlar olmadan olmuyor bence, onların ellerinden yediğim her şey bin kat daha tatlıydı. Çokça da ıslandık elbette ki, Karadeniz yağmurunun ne zaman nasıl bastıracağını kestirebilecek kadar çok ıslandım hem de. O babetler, spor ayakkabılar falan vız gelir. Ama işin güzel yanı üşümüyorsun, ıslandıkça ıslanıyorsun rüzgara karşı yürüyorsun koşuyorsun dans ediyorsun ama üşümüyorsun, bu Karadeniz insanının ne kadar inatçı ve dik başlı olduğunun tabii kanununu açıklar gibi. Bulutlarla şarkı söyleyip yağmurla dans ettik bolca, sesimiz kısılana dek hem de.
Yollarına kurban denir ya ha işte bu tabiri de ben bilhassa Karadenizin köylerine ithaf etmek istiyorum zira bir günde 8-9 km yol yürüdük, gezmek amacındaysan arabaya atlayıp camdan fiyaka atmaya lüzum yok değil mi ama. Biz de doyasıya yürüdük, köyler boyunca eşlik eden ufaklıklarla tabi, onlarsız olur mu "Abla nerelisin ki sen.. Abla benim de resmimi çeksene.. Abla bak bu üzümden de ye lütfen.." gibi çocuksu ısrarlar olmadan olmuyor bence, onların ellerinden yediğim her şey bin kat daha tatlıydı. Çokça da ıslandık elbette ki, Karadeniz yağmurunun ne zaman nasıl bastıracağını kestirebilecek kadar çok ıslandım hem de. O babetler, spor ayakkabılar falan vız gelir. Ama işin güzel yanı üşümüyorsun, ıslandıkça ıslanıyorsun rüzgara karşı yürüyorsun koşuyorsun dans ediyorsun ama üşümüyorsun, bu Karadeniz insanının ne kadar inatçı ve dik başlı olduğunun tabii kanununu açıklar gibi. Bulutlarla şarkı söyleyip yağmurla dans ettik bolca, sesimiz kısılana dek hem de.
Yabani kahve ağaçları mı görmedik, buradakilerin iki misli büyüklüğündeki böğürtlenleri mi. Sabahın en erken saatlerinde başladık güne, çünkü gün yetmedi çoğu kez bize. En güzeli de sana eşlik eden insanlar, öyle nazlı öyle mırın kırın çıtkırım değil Karadeniz insanı. Harbi derler ya hani ha işte aynen de öyle. İçten ve doğal, ellerinden gelse yüreklerine koyacaklar gibi hisseder insan bu yakınlığın etkisinde, ellerinden gelmiyor da değil. Çay sohbetleri o bahçelerdeki, 7 yıldızlı oteli kıskandıracak manzarada balkon sefalarıyla, düğünleri dernekleriyle, festivalleriyle inanılmaz keyifli ve yaş kaç olursa olsun eğlenceli insanlar, hatta iddiasına bile girebilirim ki ihtiyar insanları daha da eğlenceli sohbetlerine doyamıyorsun hele şakalarına.
Tulumuyla kemençesiyle her an şarkıya türküye hazır duygulu insanlar üstelik..
Ama her şeye rağmen pazarlarında hala benim şehrimin esintisi yok değil, zeytinimizden bahsediyorum elbette - Sele Gemlik 10 TL :) Ee ağızlarının tadını bilen insanlar olduklarını söylememe gerek yok sanırım.
Birkaç seri alabilecek bir Karadeniz gezisiydi ama şimdilik bu kadar olsun. Başka bir tatil fırsatında yolumuz tekrar düşecektir muhakkak o zamana da bir şeyler kalsın öyle değil mi.